Mustafa hocamın derslerinden bir arkadaşımın bir tavsiyesi üzerine haberim oldu. Açıkçası kursun ilk haftalarında gelirken fazla bir şey beklemiyordum. Ancak 1 ay sonra ve sadece yaklaşık 8 saat ders almama rağmen çok belirgin bir ilerleme kaydettim. Gerçekten iş okumakta ve yazmakta bittiğini tecrübe edindim. İşin ilginç yanı bu İngilizce kursunda Türkçe dil bilgisi de öğrendim: D. Anladım ki; biz dilimizi de bilmiyoruz tutturmuşuz bir de ingilizce dilini öğreneceğiz örnek vermek gerekirse ben zarf ve edatları bilmiyordum doğru dürüst Mustafa hocanın müfredatını bitirdiğimde iyi derece de çeviri yapabiliyordum ve okuduklarımın yaklaşık % 70 ini anlayabiliyordum. Kurs esnasında mustafa hocanın ödev ve çalışmaları tamamen yapmış olsaydım çok daha iyi olabilirdim. Kurs bittikten sonra 3 aylığına yurtdışında bulundum ve full İngilizce konuştuk hiç zorluk çekmedim. Çünkü nasıl cümle kurulacağını öğrendim ve orada da konuşmamı geliştirdim. Bu arada yurtdışına çıkarken herhangi bir konuşma dersi veya çalışma yapmadım ve orada da hiç kimse sizin telaffuzunuza dikkat etmiyor. Yurtdışından döndükten sonra biraz YDS ye yönelik deneme vs. çalışmaları yaptım ve 71,25 aldım. YDS gerçekten okuma ve anlama becerisi üzerine kurulu bir sınav. Bundan dolayı kelime hazneniz iyi gelişmiş olmalı. Bunu da derslerde geçen kelimeler ve haftalık yapılan ödevlerle artırabilirsiniz. Özetlemek gerekirse Mustafa hocamın anlattıklarının sonuna kadar katılıyorum ve dediklerinin hepsini yaparsanız istediğiniz skora ulaşabilirsiniz. Öğrenme işlemi bitmeyen bir süreçtir bundan dolayı bol bol okumalıyız.
Mezunlarımız anlatıyor.
Bu kursa katılmak için Rize'den Farabi programı ile İstanbul Üniversitesine geçiş yaptım. İstanbul'da kalacak yerim olmadığı halde sırf hocadan ders alabilmek adına bu riski göze aldım. Daha önce çok defa arayıp bilgi almıştım. Rize'den geleceğimi biliyorlardı. Telefonda bile ne kadar samimi olduklarını anlamıştım. Kalabileceğim yer konusunda bile bana yardım ettiler. İstanbul'a geldiğimde bu samimiyetlerinin çok fazlasını gördüm. Hem benden kurs ücretini almadılar hem de istersem kursta boş bir oda ayarlayabileceklerini yurda masraf yapmamamı söylediler. Ben bitki bilimi ile uğraştığım için dağda bayırda çadırda yatmaktan memnun olduğum için bu teklife iki tarafta gülerek yaklaştık. Ancak ciddi olduklarından hiç şüphem yok. Ortadoğu dil eğitim sadece 2 kişiden oluşuyor. Mustafa hoca ve Mehmet Ali bey. Mustafa hoca ders anlatır Mehmet Ali abi diğer işleri yapar. Hatta çocuk bile bakar. Karı koca derse gelenler vardı çocuklarına bakıyordu ofiste ders bitene kadar :) İkisi de çok iyi niyetli insanlar. Bu kursa ben hacı baba tekkesi olarak da bakıyorum :) Elbette verilen emeğin karşılığını alacaklar ama aldıklarının kat kat fazlasını size veriyorlar. Ders çalışmayan insanlarla işleri yok. Ödevleriniz eksikse geri veriyorlar tamamla gel diyorlar. Tabi listeye ekliyorlar :) Parasını verdim derse gelirim mantığı yok burada. Ödev eksikse yol veriyorlar Öğrenciye tabiri caizse. Verdikleri bilgileri 10 tane kursa gitseniz alamazsınız. Sabır sabır sabır.. Çalışmak çalışmak çalışmak.. Bu 2 şey sizde varsa bu kurs sonunda ingilizceyi öğrenmeyi bir kenara bırakın ingilizceden ders vererek yada çeviri yaparak para bile kazanabilirsiniz. Mustafa hoca dilin sistematiğini çözmüş. Kelime,terim,telaffuz bunların en alt kısımlar olduğunu öncelikli olanın cümle kurmak olduğunu hem derslerle hem sınavlarla hem ödevlerde beyninize işliyor. Bence bu kurs nasip meselesi. Nasibi olan ve kafası çalışan adam bu rahleden geçer ve bu soruna noktayı koyar. Sabredebilmeniz dileğiyle :)
Yediğimiz her şey ve diğer yaşayan şeylerin yediği her şey, bir zamanlar canlı veya yaşayan bir şeyin parçasıydı. 80 saatlik bir ingilizce eğitimi ile ben bu cümleyi kurabiliyorsam benim için bu iş bitmiştir. Burada size verilen parayla ölçülemez. Herşeyden önemlisi kazıklanmadığınızı bilmek. Her hafta 120 km yapıp geldim bu kursa. Siz deyin 1000 saat ben diyeyim 1500 saat kursa gittim özel ders aldım almadığım set kalmadı. Para kazanmak kolay değil ailenizin rızkından kısıp bu işlere giriyorsunuz. O kadar yol geliyorsunuz ailenize vakit ayırmıyorsunuz ama sonuç yok. Bunların hepsini diğer kurslarda yaşadım. Aklı bir karış havada neden kursa geldiğini bilmeyen bir yığın insanla ders dinledim çoğu kursta. Hep gırgır şamata. Uyduruk bir hoca yabancı. Daha bir kelime Türkçe bilmiyor. Ne verecek sana? Git gel aynı kitap. Hellolar mellolar havada uçuşuyor. Mustafa hocayla Görüşmeye geldiğim ilk gün bana dediği tek şey; Ben sadece cümle kurmayı öğretiyorum başka öğrettiğim birşey yok. Cümle kurmak ne demek anlayabiliyorsan kursa gel anlamıyorsan gelme. Burada size verilen şeyler mucize değil bunu bilin. Verilenler yoktan var edilmemiş. Sadece çıkarılmış ve verilmek istenmiş. Yaklaşık 250.000 sayfa çevirinin tecrübesi ile oluşturulmuş. Tek yapmanız gereken vermek isteyen bu adamın dediklerini yapmak. Size süzme bilgiler veriyor. Müfredatın başından sonuna kadar öğrendiğiniz tek şey bir cümle nasıl kurulur. Kurulu bir cümle nasıl analiz edilir, anlaşılır. Konuşmak,okumak,anlamak,yazmak bu 4 aktarımında temeli zaten cümledir. Hiç telaş yapmadan motivasyonu hiç düşürmeden Sabırla 9 ay bu kursa gelirseniz ingilizcenin ne kadar basit olduğunu anlarsınız. Aklımdaki tüm soruların cevabını ilk derste aldım. Sizde bunu anlayacaksınız. Ancak Katılmak isteyenlere uyarım var çalışmayacaksanız hiç uğramayın grubun performansını düşürmeyin. Mustafa hocadan eğitim almak nasip işi bence nasibi olan alıyor. Nadide bir insan. İnşallah birgün milli eğitim bu müfredatı uygular da insanlar kazıklanmaktan kurtulur.
Mustafa beyden 5 yıl önce haberdar olmuştum. Ancak o zamanlar gelmek nasip olmamıştı. Yüksek lisansım bittikten sonra tamamen unutmuşken yüksek lisanstan bir Hocamızın ondan ders aldığını öğrendikten sonra aklıma geldi. Ertelediğim ingilizceyi bu sene bitirmek nasip oldu. Dil yetenek işi değildir diye Başlayan ilk dersten son derse kadar her anı benim için çok faydalıydı. Ondan aldığım eğitim ile okuldaki ingilizce hocalarımızın ne kadar yetersiz olduğunu gördüm. Ingilizce öğretmenliği yapan bir arkadaşım bile bazı ileri düzey yapıları benim notlarımdan çalıştı. Çok emek isteyen ancak size olması gerekeni veren bir kurs. Ödeme koşulları bile kendisine olan güveni gösteriyor. Hatta bize Ramazan Bayramı'ndan önce olan ödememizi daha sonraya erteleyebileceğimizi söylediler. Bayramda masrafınız olur diye. Burada size zarar gelmez emin olun. Yeterki çalışmak isteyin. Kötü niyetli, Öğrenciye müşteri gözü ile bakan bir yer değil emin olabilirsiniz. Kendinizde katılırsanız göreceksiniz.
6 ay devam edebildiğim bir kurs. Ancak öğrendiğim en önemli şey ingilizce çok kolay bir dil. Tam manasıyla vakit ayıramasam da "ingilizce nasıl öğrenilir" onu çok iyi öğrendim. Keşke gençlik yıllarımda tanıyabilseydim. Kendisinden yaşça büyük olmama rağmen fırça yediğim olmuştur :) fakat disiplin için eğitimde bu şart diye düşünüyorum. Her hafta saatlerce yol gelmek zor ama verdiğin emeği almak çok güzel. Şuan ne yapıyorsunuz derseniz : Ben ekonomi ile ilgileniyorum borsacıyım. Borsada sadece Türkiye verileri bana yardımcı olmuyor. Gerektiğinde yabancı yayınlar dergilerde okumam gerekiyor. Terim olarak nasıl her branş belli kelimelerle tekrarlı ilerliyorsa ekonomide öyle. Ekonomi ile ilgili %70 ingilizce literatüre hakimim. Hocadan aldığım 6 aylık eğitim ile çok rahat o metinleri anlayabiliyorum. Konuşmak ile işim olmadı ama bugüne kadar gördüğüm kadarıyla ilgili cümle kurabilirim. Konuşmak ayrı bir dünya ancak hocanın konuşma ile ilgili her söylediğinin altına imza basarım. Öğrenerek konuşabilirsiniz derdi hep gerçekten de öyle. Şuan 60 sayfalık bir dergiyi çevirmeye çalışıyorum. Inşallah sonuç güzel olacak.
Harıl harıl internette kurs araştırırken İngilizce Bitmiştire denk gelmiştim. Mustafa Hocanın yazılarını okuduktan sonra tam anlamıyla ikna oldum ve kursa kaydolmaya karar verdim. Dersler başladıktan sonra birçok kişi gibi ben de şaşırmıştım çünkü Mustafa Hocanın ders anlatma tarzı bugüne kadar gördüklerimizden çok farklıydı. (Bugüne kadar gördüğünüz dersleri unutun :) Ben şahsen haftada bir gün gördüğüm dersin etkisinden bir sonraki derse kadar çıkamıyordum. Mustafa Hocanın zaman zaman agresif davrandığı doğru fakat Türkiyede İngilizce Eğitimi adına yapılan saçmalıkları görünce ve Mustafa Hocanın izah etmesine rağmen insanların bu saçmalıklarda ısrar etmesi nedeniyle Hocanın agresif davranışlarını doğal buluyorum. Bunu en açık örneğini yds için taktik , teknik , strateji geliştiren hocaların Mustafa Hocanın söylemlerine döndüğünde gördüm. Mustafa Hoca her zaman ‘ Dil sınavlarında taktik , teknik , strateji olmaz. Oku anla çöz! der. Bugün o ünlü teknikçi hocaların da ydsde başarılı olmak için sürekli okuma yapmalısınız. Dediklerini görüyorum ve gülüyorum. Mustafa Hoca yabancı dilin okuyarak gelişeceğini yıllardır döylüyor. Hele bir de İngilizce düşüncüler vardı o konuya girmeye hiç gerek yok :) Kursa katılmak isteyen arkadaşlara tavsiyem : Hoca burada İngilizceyi kuramsal olarak kalıcı bir şekilde veriyor. Lise veüniversite hayatı boyunce İngilizce ders gören arkadaşlarıma karşılık Mustafa Hocadan aldığım 8 aylık kurs, sağlık sektöründe çevirmenlik yapan arkadaşım anlayamadığı metinleri bana soruyor :) Hoca bize İngilizcenin kuramsal anahtarını uzatıyor. Ondan sonrası bizde. Dil öğrenmek uzun bir süreç istekli olmak ve pes etmemek gerekiyor. Ydsden 30 dahi alamazken bugün 70li puanlara çıkabiliyorsam bu Mustafa Hocanın sayesinde (taktik, teknik, strateji yok :) Mustafa Hoca ve Mehmet Ali Beye sonsuz teşekkürler.
Mustafa hocadan 1 yıl önce eğitim almıştım. Bir arkadaş tavsiyesi ile kendilerini buldum. 1 hafta boyunca her akşam araştırdım kimdir nedir necidir diye internette kendisi ile ilgili bilgiler vardı. Ancak hepsi çamur at izi Kalsın yeter mantığı ile yazılmıştı yani kimse kursa gitmemiş ders almamış kendisinden. Doğal olarak Türkiye'de binlerce saat eğitim görüldüğü için 100 saat onlara çok az gelmesi sebebiyle inanmayıp Saçma yorumlar yapmışlar. Arkadaşlar size onu övmeyeceğim çünkü kendisi tek başına bir dersaneden çok fazla Öğrenciye sahip olmasıyla kendini ortaya koyuyor. Size tek tavsiyem 1 aylık ücretini ödeyin 1 ay gidin kursuna. Inanın 1 ay sonunda memnun olmazsanız size 1 aylık ücretinizi geri Ödeyecek kadar iyi niyetli bir kurs. Kimse 300 tl ile zengin olmaz. Çok yakın bir Arkadaşımın - bana vesile olan arkadaşım- Açıköğretim kursundan hocası bu eğitimi tamamlamış ve şuan hocanın 2 katı fazla fiyatla ingilizce dersi veriyor. Hoca terstir agrasiftir ama iyi niyetli bir adamdır. Daha 2. derste sınıfta 2 kişi konuşurken dersi sabote edenler kapı şuradadır defolup çıkabilirler dediğine şahit olmuştum. Bu kurs gerçekten emek verenlere çok verimlidir. Mutlaka Mustafa hocayla tanışın tabi tersine denk gelmezseniz :) Allah yardımcınız olsun.
Mustafa hocamdan yaklaşık 10 yıl önce ders almıştım. Ilk tanıdığımda söyledikleri çok fazla beni tatmin etmese de kurs bittiğinde elini değil ayağını öpecektim. Sizi çok zorlar, sabrınızı sınar, söyledikleri bazen zorunuza gider ama her söylediği altın değerindedir. Şuan yurt dışında 35 firma ile iş yapıyorsam bu Bağlantıları kurabildiysem bunu Mustafa hocama borçluyum. Herkese çalışmak dediklerini yapmak Şartı ile tavsiye ederim.
Özel bir bankada muhasebe bölümünde çalışıyorum. Üç buçuk yaşında bir kızım var. Kızım kendisine söylediğim her şeyi anlayabiliyor. Bu kadarı ile de kalmıyoristediği,düşündüğü herşeyi banaanlatabiliyor. Cümleler kurabiliyor.Şu an için okuyamıyor ve yazamıyor. Okumak ve yazmak için en az 2,5 - 3 seneye ihtiyacıvar. Kızımla anlaşabiliyoruz ama hiç ekonomiden,biyolojiden, tarihten konuşmuyoruz. Çünkü kızımın o konu hakkında hiç bilgisi yok. İnşallah okumayı öğrenip bukonular hakkında bilgi sahibi olduğu zaman bu konular hakkında da konuşup tartışacağız. Şimdi ben bunları niye anlattım? Şimdiye kadar İngilizce bildiğini söyleyen birçok kişi ile karşılaştım. Evet bu kişilerin büyük bir kısmı İngilizce bilen bir başkası ile konuşupanlaşabiliyor. Önüne konulan bir metinde genel olarak neler ifade edildiğini anlayabiliyor. Ama bunu 3,5 yaşındaki kızım da yapıyor. Beni anlıyor ve kendinianlatabiliyor.Peki benim kızım Türkçeyi biliyor mu? Eğer biliyorsa nasip olur da alacağı 12 senelik eğitim hayatının her senesinde dilbilgisi,Türkçe,Edebiyat adları altında neden eğitim alacak? Kızım "kırmızı kalem" diyebiliyor ama "kırmızı" nın bir sıfat "kalem" in bir isim olduğunu bilmiyor. İşte piyasada İngilizce biliyorum diyen hatta ve hatta İngilizce öğretmeniyim diyen birçok kişi, kızımın bildiği Türkçe kadar İngilizce biliyor. Bir kağıda anlamlı bir cümle oluşturacak on kelimeyi karışık olarak bile koysanız insan beyni bu on kelime ile kurulabilecek o cümleyi çözebiliyor. Yani İngilizce bir metnin ne anlattığını genel olarak anlamak için edatları, zarfları, cümlenin öğelerini hiç de bilmeye gerek yok. Kelimelerin anlamlarını bilmek yeter. Amao metni genel olarak anlamak değil, okumak istiyorsanız bunların hepsini bilmek zorundasınız. Genel olarak dershane mantığına karşıyımdır. Hiçbir zaman İngilizce de dahil olmak üzere dershaneye gitmeyi düşünmemişimdir. Ta ki düşüncelerine çok değer verdiğimbir abimin asla kaçırma mutlaka git dediği "Mustafa Bey" i tanıyıncaya kadar. Bahsettiğim abimin kursa başladıktan bir ay sonra yaptığı çalışmaları görünce çok şaşırmıştım.Ticari kaygılar içindeki bir kursta bu sürede "herhalde renklerden sayılara geçerlerdi" diye düşünmüştüm. Asla kabul etmediğim kursa başlamıştım ama şaşkındım. O kadar para verip geldiğiniz kursta oturup muhabbet edeceğiniz bir kafeterya yoktu. Böyle bir dershane mi olurdu?Halbuki bu kadar öğrencinin olduğu bir yerde kafeterya güzel gelir getirirdi. Görünen o ki muhabbet ortamı bekleyen bir kişi bu kursa gelmemeliydi. Mustafa Hoca ile derse başladıktan sonra bir üniversite mezunu olarak Türkçeyi tam olarak bilmediğimin farkına vardım. Türkçeyi iyi bilmeden İngilizceyiöğrenmeye kalkmak pek de mantıklı değilmiş. Bu yüzden önce Türkçe dilbilgisi üzerinde çalışmak durumunda kaldım. Bir ay sonra kendime çok şaşırdım. Bahsettiğim abiminyaptığı çalışmaları ben yapıyordum. Bu kadar kolay mıydı? Maalesef o kadar kolay değildi. Zaman içinde anladım ki ilerledikçe işler zorlaşıyordu. Mustafa Hoca herşeyiyapmıyordu. Konuyu anlatıyor, bırakıyordu. Sağolsun kızımın da katkısıyla işler de daha da zorlaşıyordu. Ancak kızım uyuduktan sonra çalışabiliyordum. Eğer ben de uyumamışsam.Ama bırakmamalıydım. Çünkü;TOEFL dan 70 alırsam dil tazminatı alacaktım. Çok yeterli olmasa da çalışmaya devam ettim. Çalıştıkça her şey daha kolay oluyordu. Ne zaman çalışmaya ara versem işler karışıyordu. Anladım ki 9-10 aylık süre içinde Mustafa Hoca bana İngilizce öğretmiyordu bana bir sistemi öğretiyordu. Ben bu sistemi öğrenir bu sisteme göre hareket eder ve çalışırsam bu iş olacaktı. Bu öyle bir sistemdi ki karşınıza gelen metni sadece genel olarak anlamıyor, metin içindeki her cümleyi, herşeyi ile analiz edebiliyordunuz. Bu insana çok büyük bir haz veriyordu. TOEFL için başladığım İngilizce eğitimi benim için farklı bir boyut kazanmıştı. Artık İngilizce bir metni anlamak veya anlamaya çalışmak bir zevkti. Şu an kendimi Lise seviyesinde İngilizce dilbilgisi eğitimi alan dilsiz bir Türk vatandaşı olarak hissediyorum. Kızımın bildiği Türkçeden daha iyi İngilizce biliyorum ama onun konuştuğu Türkçe kadar iyi İngilizce konuşamıyorum. Eğer bir çocuk önce konuşmayı öğreniyor bundan yıllar sonra okuma ve yazmayı öğreniyorsa aslına ben işin zor tarafını Mustafa Hocanın gösterdiği sistem ile çözmüştüm. Geriye kolay olan konuşmak kalıyor. Kısacası İngilizce Yetenek İşi Değildir. Eğer çaba göstermeyecekseniz boşuna yorulmayın. Çaba gösterecekseniz adresi şaşırmayın.
Tavsiye üzerine Mustafa Hocadan haberdar oldum. Siteyi ve söylediklerini incelediğimde şaşırdım ve farklı olduğu bariz belli olan bu kursu seçtim. Ortaokulda, ondan sonra Anadolu Lisesinde yoğunlaştırılmış şekilde ve üniversite hazırlıkta haftada 5 gün İngilizce gördüm ama orta seviye İngilizcem var bile denilmeyecek durumdaydım. Herhalde sorun bende diye düşünürken Mustafa Hoca İngilizcenin nasıl doğru şekilde öğretileceğini, nasıl çalışma yapılacağını bize gösterdi. Bunun sonucunda da kısa zaman içinde İngilizcem ilerledi. Hocanın verdiği ödevlerin çoğunu yapmamama rağmen sadece derste anlattıklarını hafta içi tekrarlayarak yüksek lisans için istediğim dil puanını aldım (yds 73) ve İngilizce yayınları rahat takip edebilecek seviyeye geldim. Kurs süresince dersleri düzenli takip eden ve ödevleri yapan bir insanın İngilizce öğrenemedim demesi imkânsız. Yani kurs isminin seçimi gayet isabetli. Bu Kursu kesinlikle herkese öneririm. Dersleri takip edip ilk bir-iki ay içinde gelişimini görenler doğru seçim yaptığını anlayacaktır.
Bu kursa başlamadan önce İngilizce-Türkçe çevirilerde zorlanıyordum ve bunun için bir kurs aramaya başladım. Daha sonra çeviri için kurs ararken (daha önce birçok kursa gitmiştim) internette Mustafa Hoca' nın yazdıklarıyla karşılaştım. Dedikleri doğruysa benim bu kursa gitmem gerek dedim kendime. Kursa başlarken ön yargılarım vardı çünkü daha önceden birçok kursa gitmiştim ancak yinede çeviri konusunda kendime güvenemiyordum. Kursa başlayıp devam ettikçe gördüm ki meğer önceden İngilizce bildiğimi ve çeviri yaptığımı sanıyormuşum. Şimdi kendimden emin bir şekilde çeviri yapmaya başladım . Hayatımda yaptığım en iyi adım (kendi adıma) Mustafa Hoca' nın kursuna başlamak oldu. Bu kurs bana hayatta hiçbir kursta duymadığım,görmediğim (başka kurslarda kurallarla ezberletilmeye çalışılan ancak anlatılamayan ne varsa nedenleriyle öğretilen) bilgiler sundu. Gerçekten İngilizce sorunsa hayatınızda daha Mustafa Hoca' nın kursuna başlamamışsınız demektir. Bu kursa başlarken tüm ön yargılarınızı bir tarafa bırakmanızı ve Hoca' nın derste söylediklerini dikkatlice dinleyerek verdiği ödevleri kesinlikle yapmanızı tavsiye ederim. İlk başta ödev mi diye söyleyebilirsiniz. Bu kursta Ödevler ve Sınavlarla geçen derslerden öğrendiklerinizle gerçekten sizin için "İngilizce Bitmiştir".
Herşey şeyden önce söylemeliyim ki, Mustafa hocanın örnek gösterilebilcek son öğrencilerinden biriyim. Benim İngilizce öğrenme sürecim, Mustafa hocanın söylediklerini harfi harfine ve zamanında yerine getirmediğim için uzun zaman aldı. Mustafa hocanın derslerinden önce, Liseye kadar İnglizce dersi gören ve lisede İngilizce hazırlık okumuş olmasına rağmen he is a student cümlesini kuramayan bir Türk evladıydım. Mustafa hocanın sayesinde İnglizceyi sevdim ve öğrendim. Mustafa hoca bana üç şey öğretti: 1- Dil nedir 2- Yabancı bir dil nasıl öğrenilir 3- Anadil ile hedef dil arasındaki engelleri kaldırıp dili kendi içinde öğrenmeyi. Bu, her şeyden önce, ne yapacağımız ve nasıl yapacağımıza dair bir zihin açıklığıdır. Mustafa hocanın, müfredatın başında yazdırdığı ‘dil yetenek işi değildir diye başlayan cümleler boşuna değildir. Bosna Hersekte eğitim dili İngilizce olan uluslarası bir üniversite de okuyorum. Her şeyim İngilizce. Yazdığım makalelerin dilini hocalar çoğu zaman takdir ediyorlar, rahatça complex yapıları kullanmamdan dolayı. Okuduğum metinleri rahatça anlayabiliyorum. Söylenenleri anlamam da ve konuşmamda ciddi bir sıkıntım yok. Mükememel değil ama İngilizce eğitim görmeme yetecek kadar bir İngilizceye sahibim. Gittikçe de seviyem artıyor. Bir çok konuda çeviri yaptım, hukuk, siyaset, ekonomi, ve bilgi teknolojileri gibi. Türkiyede, bir çoğunun hayal olarak gördüğü bu seviyeye Mustafa hocanın dersleriyle geldim. Şu aralar, siyaset teorisine dair bir kitabı çevirmeye çalışıyorum, hocanın bize derslerin başında bildirdiği, 60 sayfalık bir çeviri ile, mütercim sertifikası almak için. Son iki haftadır, bir yerde İngilizce eğitmeni olarak çalışıyorum. Çeşitli gruplar var, Üniversite öğrencileri, lise öğrencileri, ilkokul öğrencileri gibi. Bu, bana, genel olarak Türkiyede İnglizce öğreniminin ne kadar başarılı olduğunu görebilme fırsatı veriyor. İlk derste seviye tespit için iki soru sordum; birincisi masamdaki kalemler cümlesinin İngilizcesi. (Cümle içindeki kelimelerin ve edatın bilgisini verdim.) Yüzde doksanı, mytable on pencils dedi. Bu bize açık bir şekilde Türkiyedeki İngilizce eğitiminin seviyesini gösterir. Yedinci sekizinci sınıf öğrencilerine derste ne yaptıklarını sorduğumda, öğretmen sadece İngilizce konuşuyor, hiç bir şey anlayamıyoruz şeklinde cevap veriyorlar. Bir şeyin başarısı, o şeyin hedefine ulaşması değil midir? Şimdi bu yöntem ile İngilizce eğitimi gören öğrencilerin İngilizce öğrenip öğrenmediğine bakalım. Tahtaya, diğer sorumu yazdım bu defa İngilizce; Theincrease in thecosts of worker at thefactory in thecountryside , is/are a knownfact. Hangi endikatör gelecek ve niçin dedim, yaklaşık 30/40 kişi içinden tek bir öğrenci doğru cevapladı. Ayrıca tüm İngilizce kelimelerin anlamlarını ve x is y yapısını anlattım öncesinde. Diyebilirsiniz ki, önemli olan, grameri bilmek değil, konuşmak. (bence böyle bir şey demeyin.) O zaman neden ben tamamıyla İngilizce konuştuğumda İnglizce - İnglizce eğitim gören bu devlet okulu öğrencileri bana sürekli what is your name diyorlar. Neyse, mesele uzun. Türkiyede İnglizce öğrenmek fıtık gibi bir hastalık. Doktoru çok, şifası yok. Mustafa hoca bu konularda çok yazdı fakat çoğu kimse anlayamadı maalesef. Dil nedir, nelerden oluşur, bunu anlamak, anlatmak gerek önce. Yoksa alfabeyi ezberleyerek kimse başka bir yabancı dil öğrenemez bu dünyada. Ne yazık ki, bizim okullarda yıllarca İngiliz alfabesi şarkılarla ezberletildi. Sonuç son derece vahim. Bosna gibi, savaşın etkisini halen atlatamayan bir ülkede, liseden mezun olan öğrenciler İngilizce bilirken, neden bizim okullarımız çocuklara bir x ydir cümlesini kurmayı öğretemiyor? Dil nedir bilmiyoruz, bu bir. Bir yabancı dil öğrenme süreci nasıl olur, öncelik nedir bilmiyoruz. Kurslar, okullar, hep kitabın ortasından başlıyor. Ve son yapılan bir hata var, yabancı dili Türkçeden öğrenmeye çalışmak. Yani Tükçeden - İnglizceye. Mustafa hoca, literatürün içine girebilmemiz için gerekli tüm yapılar gösterip, dili kendi içinde öğrenmemizi sağlıyor. Doğru olan budur. Yoksa, gramer olarak doğru semantik olarak yanlış cümleler kurarsınız. Bizde yabancı bir dil öğreniminde, konuşmayı ilk önceliği tanıyorlar bu çok yanlış. Bu ya cümle ezberiyle oluyor ya da öğrendiğin kırık dökük gramerle hayatın boyunca yaşaman demek oluyor. Bir çokliguistic profesörleri, dil öğrenimnde belli bir seviyeye kadar, konuşmayı, yazmayı doğru bulmuyor. Çünkü bu yapılan hataların yerleşmesine sebep olabilir. Mustafa hocanın, dersi bir puzzle gibi. (Puzzleınİnglizcedeki diğer anlamları bir şeyi anlayamamaktan dolayı çok mutsuz olmak ve anlaşılması güç bir durumdur.) Her dersten sonra metinde başka bir şeyi görüyordum. Hoca, zarf cümlelerini anlattıktan, sonra tamam dedim, İnglizce bitmiştir. Bildiğiniz gibi, bitti dediğiniz yerde başlar çoğu şey. Son olarak, yolu bilmek ile yolda yüremek arasında bir fark vardır, sözüyle noktalayalım. Ve ayrıca bir kaç ayrıntıdan bahsetmek istiyorum. Birincisi, benim ilk ve tek gördüğüm İngilizce hocası ve kursu Mustafa hoca değildi. Yani bir çok farklı formda İnglizce öğrenimi şeklini biliyorum. Bundan dolayı, bence en doğru method bu derken, diğerlerinden bihaber olarak söylemiyorum bunu. Ben Anadolu lisesinde İngilizce hazırlık okudum. Daha sonra bir çok kursa katıldım. İngilizce-İnglizce hazırlık okullarının nasıl olduğunu çok iyi bilirim. Fakat ben İngilizceyi Mustafa hocanın dersinde öğrendim. Ara verdiğim zamanları çıkarırsam, bir sene sürdü. Hocanın verdiği literatürleri bir çoğunu yapmadım. O yüzden kurs bittiğinde bir sayfayı 3/4 saatte okuyordum. Bu benim hatamdı. Ödevleri tam yapmadım. Bazı sınavlara katılmadım. Kurs bittikten sonra pişmanlıkla bütün notlarımı, yeniden okudum yazdım. Yapmadığım literatürleri taradım. Mustafa, hoca okumada bin sayfaya ulaş tamamlarsın demişti. Farklı alanlarda toplamda binsayfa kitap okudum. Glossory oluşturarak ve yer yer çevirerek. Listening için hocanın günde 2 saat 5 haftalık bir cnn izlememi tavsiye etti, yapılar bende oturduktan ve okumalarım 1000 sayfaya ulaştıktan sonra, Cnn izlemeye başladım. Bu hem listeningimi hem speakingimi geliştirdi. Bu yüzden iyi bir örnek değilim diyorum. Eğer haftada 4 sayfalık bir literatürü tarayamıyorsanız, 10 senede İnglizceyi öğrenemezsiniz, tecrübeyle sabittir. Günde dört sayfa değil, belli yapılar bittikten sonra günde 50 sayfaya ulaşmanız gerek, bence. Yani İnglizce 1000 sayfayı bitirdikten sonra başlıyor. Reading, writing, listening ve speaking olarak. Müfredatın yarısından sonra literatürleri seslice ve defalarca okumanızı tavsiye ederim, speaking için. Çok etkili bir yöntemdir konuşmak için. Maalesef, hocanın öğrenci kitlesi, derse zaman ayıran bir kitle değil, genelde çalışan kişiler oldukları için. Ama eğer günde, 2 saatten az bir zaman ayırıyorsanız derse, ögrenme süreciniz çok uzun sürecektir. Sonrada kimseyi suçlamaya hakkımız yok bence. Biz sınava endeksli ders çalışmayı alışan bir milletiz. Son hafta son gün ders çalışarak bitiriyoruz okulları. Türkiyede eğitim anlayışı bu. Bu yüzden, Mustafa hocayı anlamak zor geliyor bu tembel kitleye. Çünkü ciddi bir çalışma istiyor, doğal olarak. Çünkü yabancı bir dil öğrenme çok emek isteyen ciddi bir meseledir. Her ağızda aynı söz, İnglizce öğrenmek kolaydır. Fakat gözden kaçan bir nokta var; yabancı bir dil öğrenmek zordur, yabancı diller arasında öğrenilmesi kolay bir dildir İngilizce. Şimdi hoca mükemmel demiyorum tabiki. Hocanın derslerinin eksikleri yok mu? Elbette. Mesela hoca, çok hızlı. Not almak da anlamakta güç olabiliyor bazen. Ayrıca dersten sonra bir grup çalışması olmuyor, maalesef. Bu dil öğreniminde önemlidir. Ortak bir çalışma motive eder. Tekrarlar yapılır. Konular oturur. Gerçi biz bir grup kurmuştuk hocanın derslerine giderken, bayada faydasını gördük. Hocanın dersleri çok defa bireysel. Konuşma, yazma, dinlemeye yönelik bir alıştırma da format gereği yok. Bunların hepsi size kalıyor. Motive olmak adına herkese Toefla girmeyi öneririm. Sınav için essayler yazarsınız, writinginiz gelişir. Speaking için sesli okumalar yaparsınız. Varsa imkanınız İngilizce bilen birileriyle practicede yararlıdır. Ve sürekli okumak gerekiyor. Hocanın verdiği teoriyi pratiğe dökerseniz, dört düzeyde de bir sıkıntınız olmayacaktır. Ama bu teori olmadan, konuşmaya, yazmaya, dinlemeye, anlamaya, çalışanlar, çoğu kez kırık dökük bir dille yaşıyorlar. Yazımın İngilizcesi: First of all, I must say thatperhaps Im theworstreferenceforprofessorMr. Mustafa among his students. It is becausemyprocesses of learning English has taken time duethefactthat I didntfollowlessonsproperly. Before I havetakenlessonfromprofessorMr. Mustafas, I was a usualTurkishstudent, who, is not ableto form a English sentence, such as, he is a student, eventhough he/shereceives English lessonuntilprimaryschooland he/shestudies English in a prepschool in highschool. ThankstoprofessorMr. Mustafa, I havelovedandlearned English language. ProfessorMr. Mustafa has taughtthreethingsto me; 1- whatlanguage is 2- how to be learned a foreignlanguage 3-learning a foreignlanguagebytheway of removingtheobstacles in theprocess of translating. This is firstlyhaving a clearmindaboutwhatto do and how to do. Statements in thebeginning of thecurriculumsayingthatlearning a foreignlanguage is not a talentare not needless. I studyPoliticalScience at an internationaluniversity in Bosnia, whichthelanguage of education is English. So, everything is English to me. Whatsmore, myprofessorsoftenappreciatethelanguagecontrol of myessaysbecause Im abletousecomplexstructureseasily. I can understandthetexts I read. I do not haveany problem concerningtheskill of speakingandtheunderstanding of whattells me in English. Thats not perfect, but it is enoughto be abletoreceive a universityeducation in English. My level of English graduallyrisesdaybyday. Furthermore, I havetranslatedtextsfromdifferentsubjects, such as, law, politicsandtechnology. I havereachedthislevel, considering as a dream in Türkiye, owingtothelessons of professorMr.Mustafa. Nowadays, I trytotranslate an English bookregardingthetheory of politics in ordertotake a translatorcertificatebytranslating 60 pages, whichprofessorMr.Mustafaannounced at theverybeginning of thelesson. Recently, I work as a English tutor. Intheplace I work, therearedifferentgroups, whoattendprimaryschool, highschool, evenuniversity. I made a placement test byaskingtwoquestions; thefirstasksthemtotranslatethesentence of ‘masamdaki kalemler into English( I gaveinformationaboutthe English meaning of wordsandprepositions in thesentence.) 90 percent of themsaidmytable on pencils. Here is an obviousresult of Turkisheducationsystem. When I ask tothestudents of primaryschoolaboutwhatthey do in thelesson, in general they say wecannotunderstandnothing in thelessonbecausetheteacherusuallyspeaks English. Isnt it thataccomplishment is achievingtargets? Now, letslook at whetherthestudents, receivingsuch an English education, learn English. I wroteotherquestion on the board, however, this time its an English sentence.(But, I explainedthemeanings of words in thesentence.) Thequestion is thattheincrease in thecosts of worker at thefactory in thecountryside is/are a knownfact. I askedwhichindicatorproper is andwhy it is. Onlyonefromwithinabout 30-40 studentscouldanswerthequestiontruly. Itmight be saidthatwhat is significant is not knowingthegrammar, itsspeaking English. (I think, sayingsuch a thingdoesntmake sense) Then, why do thesestudents, receiving English-English education in publicschools, always say to me what is your name, when I speak English withthem. Anyway, theissue is long. Learning English in Türkiye is like a herniadisease. There is a lot of doctors, prescribingdrugsfor it, however, there is nocuring. ProfessorMr. Mustafa has written a greatdeal of essaysconcerningthistopic, but unfortunatelythemanycould not understandthem. It is firstlyneededtoteachandtocomprehendwhatlanguage is andwhatitselementsare. Otherwise, Inthis planet noone can learn English bymemorizing English alphabet. Unfortunately, English alphabetwerebeingmemorized in publicschools in Türkiye formanyyears. Theconsequence is of coursebad. Although in Bosnia, wherestillexistsbadimpacts of a bigwar, graduatedstudentsfromhighschoolknow English well, whycantourschoolsteachthesentence of x is to be formed? Wedontknowwhatlanguage is. Wedontknow how theprocess of learning a foreignlanguage is. Also, wedontknowwhatthepriority in learning a foreignlanguage is. Privateschools, publicschools, etcdoesntstartfromscratch. Moreover, there is alsoonemoreseriousmistakeabout it. Itslearningthe English bytranslatingfromTurkishinto English. Thelesson of professorMr. Mustafa pavesthewayforreading English textsbyteachingallstructuresweneed. I certainlybelievethatthismethod is definitelytrue. Otherwise, youprobablymight form sentences, which is correctgrammatically, but incorrectsemantically. Inourcountry, speakingareconsidered as a top priority in learning a foreignlanguage. This idea is absolutelywrong. Withthismethod, youmemorize English sentencesoryouspeak English in yourentire life withquitebadgrammar. Manylinguists do not considerspeakingandwriting as a top priorityuntilreaching an enoughlevel. This is because it mightleadmistakesdoneto be fixed. Thelesson of professorMr. Mustafa is like a puzzle. Witheachpassingday, andeachpassingweek it has becomemoreclearfor me tosolve English. Thedaywhentheprofessorexplainedtheadverbclauses, I saidthatlearning English wascompleted. As youknow, whenyouthinksomething is completed, thenyourealizethatyoureindeed at theverybeginning of thepath. Lastly, there is a differencebetweenknowingthepathandwalkingthepath
Sıradaki hikaye sizin olabilir
Yeni dönem kayıtları açık. Detaylar için bilgi alabilir veya kayıt talebinizi iletebilirsiniz.

